Warning: ob_start() [ref.outcontrol]: output handler 'ob_gzhandler' cannot be used twice in /home/ajansd/public_html/mainfile.php on line 99
AJANS DOGU - Ergenekon un dosyası..


Ergenekon un dosyası..
Tarih: 26.07.2008 Saat: 13:34
Konu: Flash Haber




ULUSAL(AJANSDOĞU)- Uzun zamandır beklenen Ergenekon İddianamesi nihayet açıklandı.İddianamede çok çarpıcı olaylar ve kişiler yer alıyor.

İşte iddianamede geçen olay ve kişiler…

İddianamede, Örgütün Gerçekleştirmeyi Planladığı Eylemlere de Yer Verildi''Ergenekon'' davasının iddianamesinde, ''Ergenekon terör örgütü''nün gerçekleştirmeyi planladığı eylemlere de yer verildi.

İddianamede, İP Ankara Genel Merkez binasında yapılan aramada ele geçirilen CD'de, Yargıtay binasına ait kroki ve bilgilerin bulunduğu ifade edilerek, ''Bunların, Yargıtay'da görevli ve Ergenekon terör örgütüyle irtibatlı olan kişi ya da kişilerce hazırlandığı'', buradaki bilgilerden, ''Ergenekon terör örgütü''nün, Yargıtay Başkanlığında görevli üst düzey bir yöneticiye yönelik suikast hazırlığı yaptığının anlaşıldığı vurguladı.

''Ergenekon terör örgütünün, nihai amacına ulaşmak için ülkede darbe zemini oluşturmaya çalıştığı ve Türk Silahlı Kuvvetlerini darbe yapması yönünde teşvik ettiği'' ileri sürülen iddianamede, bu çerçevede darbe zemini oluşturmak için ülkede kaos ve çatışma ortamı oluşturacak eylemler gerçekleştirdiği kaydedildi.

İddianamede, ''örgüt üyelerinin, bir dönem kamuoyunda ciddi tartışmalara sebebiyet veren türban konusuyla ilgili öncelikle örgütün kontrolünde olan Cumhuriyet gazetesinde türbanla ilgili ülkede gerginlik oluşmasına sebebiyet verecek karikatür çizdirdikleri, sonra da örgüt içerisinde bulunan suikast timlerine gazeteye bomba attırdıkları'' öne sürülerek, ''devamında da gazetede başyazarlık yapan ve örgütün üst düzey yöneticisi olan İlhan Selçuk'un söz konusu bombalama olaylarının sanki karikatür olayından rahatsız olan kesimlerce yapıldığı yönünde yazılar yazarak, ülkede gerginlik ve kutuplaşma oluşturmaya çalıştığı, böylelikle örgütün hedefleri doğrultusunda darbe için zemin oluşturulmaya çalışıldığı'' iddia edildi.

''Cumhuriyet gazetesinin bombalanmasından hemen sonra, bu kez de aynı tetikçilere türbanla ilgili karar veren Danıştay Başkanlığındaki kurul üyelerine yönelik suikast yaptırıldığı, saldırıdan hemen sonra da örgütün kontrolünde olan medya organları vasıtasıyla söz konusu eylemler sanki türban kararından rahatsız olan kesimlerce yapılmış gibi kamuoyu oluşturularak, ülkede laik-antilaik kutuplaşması ve çatışma ortamı oluşturulmaya çalışıldığı'' savunulan iddianamede, böylelikle her iki olayla bir an evvel darbe zemini oluşmasının hedeflendiği, fakat emniyet güçlerinin yaptığı başarılı çalışmalarla faillerin yakalanmasıyla örgütün amacına ulaşamadığı vurgulandı.

İddianamede, ''Ergenekon terör örgütü üst düzey yöneticilerinin, AK Parti'ye kapatma davası açılması için ciddi girişimlerde bulundukları, ele geçirilen kroki ve kroki açılımındaki bilgilerden Yargıtay üst düzey görevlilerine suikast hazırlığı yapılacağı göz önünde bulundurulduğunda, tıpkı Danıştay olayında olduğu gibi örgütün öncelikle Yargıtay Başsavcılığını kapatma davası açması yönünde etkilemeye çalıştığı'' ileri sürülerek, sonraki süreçte de planlarını gerçekleştirmek amacıyla suikast için hür türlü planı yaptıkları anlatıldı.

İddianamede, İP Genel Merkezinde yapılan aramada bulunan çok sayıdaki CD'den birinde, Kara Kuvvetleri Komutanı olduğu dönemde Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın belirtilen tarihte İzmir ve Balıkesir illerine yapacağı ziyaretler sırasındaki koruma planının yer aldığının anlaşıldığı kaydedildi.

Bu konunun sorulduğu Doğu Perinçek'in şüpheli cevapları, aynı yerden ele geçirilen Yargıtay krokileri ve İzmir NATO Karargahı krokileriyle birlikte değerlendirildiğinde, Orgeneral Büyükanıt'a yönelik kötü amaçlı eylem ve planlar yapılmış olabileceğinin düşünüldüğü belirtildi.

İddianamede ayrıca, şüpheliler arasındaki telefon görüşmeleri ve ifade içeriklerinden, ''Ergenekon terör örgütü''nün Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanmasının, Orhan Pamuk, Fehmi Koru, Ahmet Türk, Osman Baydemir veya Sebahat Tuncel'in öldürülmesi konusunda plan yaptığının sabit olduğu ve gerçekleşmesi halinde terör eylemi niteliğinde bulunacağı öne sürüldü. 
"Kuvayı Milliye Derneği Üyeleri; Fehmi Koru, Orhan Pamuk ve DTP Yöneticilerine Suikast Planlıyordu
Ergenekon İddianamesi'nde, Kuvayı Milliye Derneği'nin illegal yapılanmasında yer alan örgüt üyelerinin bir taraftan Gazeteci Yazar Fehmi Koru ve Orhan Pamuk; DTP'li Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ve DTP Milletvekili Sebahat Tuncel gibi isimlere suikast hazırlıkları planladıkları yer alıyor. İddianamede, bu konuya ilişkin şüpheliler arasında oldukça açık telefon görüşmeleri bulunduğu vurgulanıyor. İddianamede, dernek, "Ergenekon Terör Örgütü'nün sivil toplum kuruluşlarındaki bir yapılanması olan Kuvayı Milliye Derneği" şeklinde nitelendiriliyor.

İddianamenin "Halkın Sosyal Sınıf, Irk, Din, Mezhep veya Bölge Bakımından Farklı Özelliklere Sahip Bir Kesimini, Diğer Bir Kesimi Aleyhine Kin ve Düşmanlığa Alenen Tahrik, Halkın Bir Kısmını Diğer Bir Kısmına Karşı Silâhlandırarak Birbirini Öldürmeye Tahrik Eylemleri" başlılı bölümünde, Kuvayı Milliye Derneği ile ilgili çarpıcı ifadeler yer alıyor.

İddianamede, derneğin yasadışı faaliyetleri ile ilgili şu ifadelere yer veriliyor;

Kuvayı Milliye Derneği'nin Mersin ilinde bir düğün salonunda düzenlenen üyelik kabul töreninde, Kuran-ı Kerim ve 3 tabanca üstüne el basan bir gruba Dernek Başkanı Emekli Albay Mehmet Fikri Karadağ tarafından yemin ettirildiği, dernek Başkanı Mehmet Fikri Karadağ'In bir masa etrafına topladığı; üye adaylarına "Türk anadan ve Türk babadan doğmuş soyunda dönme olamayan Türkoğlu Türk'üm ben. Bu uğurda ölmek var öldürmek var" cümleleriyle başlayan bir yemin ettirdiği tespit edilmiştir.

Yemin töreninden sonra kendisine soru soran gazetecilere 13 bin 500 kişilik bir hainler listesi hazırladıklarını; bunu kamuoyuna açıklayacaklarım söylediği, "Listede kimler var." diye sorduklarında ise, "Senin annen de baban da olabilir." diye cevap anlaşılmıştır.

Örgüt üyesi Murat Çağlar daha önceki tarihlerde yakalandığında Kuvayı Milliye Derneği'nde kaldığı süre içerisinde dernek yöneticilerinin kendilerine, vatanın elden gittiğini; bir an evvel halkın ayaklandırılması gerektiğini; ayrıca Kuvayı Milliye Derneği'nin mevcut orduya alternatif yeni bir ordu kurma yetkisinin olduğunu; mevcut ordunun içinde bölünmeler olduğunu; vatan hainlerinin olduğunu anlattıklarını beyan etmiştir.

Mehmet Fikri Karadağ'ın şiddet kokan yemin merasimini özellikle son yıllarda doğu bölgesinden aldığı göçle Kürt kökenli vatandaşların nüfusunda ciddi artışların yaşandığı Mersin gibi bir şehirde yaptırmış olması da dikkat çekicidir.

Karadağ'ın halkı kin ve düşmanlığa tahrik yönündeki anlatımları ve propagandaları öylesine etkili olmuş olacak ki, Kayseri ilinde yaşayan bir vatandaşın bulunduklan bölgedeki Kürt kökenli vatandaşlarla yaşadığı sorunu, resmi mercilere bildirmek yerine İstanbul'da bulunan Fikri Karadağ'a bildirerek yardımını istediği görülmektedir.

Öte yandan, birçok telefon konuşmasında da Kürt vatandaşlan hedef göstererek, halkı kin ve düşmanlığa tahrik edecek yaklaşımlarda bulunduğu görülmektedir.

Ergenekon Terör Örgütü'nün sivil toplum kuruluşlarındaki bir yapılanması olan Kuvayı Milliye Derneği'nin illegal yapılanmasında yer alan örgüt üyelerinin bir taraftan Gazeteci Yazar Fehmi Koru ve Orhan Pamuk gibi isimlere suikast yapmak için hazırlıklar yaptıklan görülürken, diğer taraftan da DTP'li Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ve DTP Milletvekili Sebahat Tuncel gibi isimlere suikast hazırlıklan planladıklan da görülmektedir.

Bu konuya ilişkin şüpheliler arasında oldukça açık telefon görüşmeleri mevcuttur.

Şüphelilerin görüşmelerinde haklarında suikast planları yapılanlann etnik, siyasi, yazar ve gazeteci kişilik ve kimlikleri ile uluslararası düzeyde dahi tanınan ve dile getirdikleri bazı söylemleri nedeni ile de yandaşlan olduğu kadar halkın bir kısmının tepkisini de çeken kişiler olduğu, maddi menfaat karşılığı bu eylemlerin havale edileceği yukanda yazılı kişilerden ayrı, neredeyse gönüllü olarak bu eylemleri gerçekleştirebilecek pek çok kişinin bulunduğu, kamuoyundaki bu algılama nedeni ile olası bir suikastin Ergenekon Terör Örgütü'nce takdim edileceği görünürdeki sebeplerinin kamuoyunca doğru olarak algılanmasına yol açacağı gibi, eylemlerin asıl amacına uygun şekilde halkın bir kısmının tepkisini sağlayacak, hatta Muhammet Yüce'nin ifadesinde "gerçekleştirmeyi düşündüğü eylemden sonra Türkiye'nin ikiye bölüneceği ve iç savaş çıkacağını düşünerek vazgeçtiği" şeklindeki kaçamaklı beyanına uygun bir tehlike oluşturacak nitelikte olduklan anlaşılmaktadır. Ergenekon İddianamesinden: Ülkede Çıkacak Kaostan Menfaat Sağlamayı Düşünüyorlardı

Ergenekon terör örgütüne yönelik hazırlanan iddianamede, isimleri sanıklar arasında yer alan bazı kişilerin, işlemeyi düşündükleri bazı suikastler sonunda ülkede kaos yaratıp bundan menfaat temin etmeyi planladıkları belirtiliyor.

15 Eylül 2007 tarihinde saat 21.52 sularında Muhammet Yüce ile Selim Akkurt arasında geçen konuşmalarda kamuya malolmuş bazı isimlerin argo tabirle indirilmesi yani öldürülmesi konularının konuşulduğu ifade ediliyor. Muhammet Yüce'nin konuşmalarında bir Albay ile görüştüğü, Albayın isteği doğrultusunda kendisine "Biz her türlü varız. İndirilecek adam varsa indirelim. Her türlü arkanızdayım." dediğini söylediği anlatılıyor. Konuşmada Albay'ın Yeni Şafak Gazetesi yazarı Fehmi Koru'yu kafaya taktığını belirten Yüce'nin, Koru ile Sebahat Tuncel'in öldürülmesi konusunda konuştuklarını söylediğinin telefon kayıtlarıyla belirlendiği ifade ediliyor.

Fikri Albay ile görüştüğünü belirten Yüce'nin, aynı kişiyle yaptığı telefon konuşmasında Fikri Albay ile konuştuğunu, İstanbul'da bir kişinin kendilerine maddi destek sağlayacağını söylediği, hatta bir ceza Savcısı ve "Baş hakim" diye tanımladığı bir hakim ile kendilerini tanıştıracağını söylediği anlatılıyor. Yazar Orhan Pamuk'un öldürülmesine ilişkin konuşmaların da geçtiği telefon kayıtlarında Selim Akkurt'un, sanki dinlendiklerini tahmin edermişcesine Yüce'nin isim söylememesini istediği belirtiliyor. Aynı konuşmada Selim Akkurt'un, Dink cinayetinin katil zanlısı Ogün Samast'ın hesabında trilyon olduğunu söylediği, Muhammet Yüce'nin ise "Yaa a... k..., Dink'i öldürdüler hiçbir s... olmadı, ne akrabaları ne çevreleri, hepsi kahraman oldu çıktı a... k..." dediği ifade ediliyor. Konuşmalarda çok sık küfür edildiği de dikkatten kaçmıyor.

Orhan Pamuk'UN İNFAZI 2007 YILI KURBAN BAYRAMINDAN SONRA

Muhammet Yüce'nin Coşkun Çalık'a "Halaoğlu, gazeteci Orhan Pamuk'u halledecez, ben, sen, Halil, Fuci, varmısın? Toplam 2 trilyon alacaz, varmısın? Kurban Bayramından sonra hazır ol." şeklinde bir telefon mesajı gönderdiği ifade ediliyor. Yüce'nin, Çalık'a gönderdiği mesajlarda planlanan Pamuk cinayetiyle ilgili bilgileri verdiği anlatılıyor; "Allah izin ederse Orhan Pamuk'un Kurban Bayramından sonra İstanbul'da konferansı varmış. Gece 2 gibi toplantı çıkışında halledecez. İlk baştan 2 trilyon alacaz. İş bittikten sonra da 5 trilyon, bir tane villa, bir tane benzin istasyonu alacaz. Bunlar İstanbul'da. Ama kesin yakalanacaz, bunu bil. Hırant Dink'i vuranlar gibi tüm Türkiye bizim peşimizde olacak, haberin olsun." "Bu hafta görüşeceğiz. Ben, sen, Halil, Fuci, hazırlıklı ol." "Öyle de yok böyle de yok. En azından hayatımızı kurtarırız. Babalar gibi yatarız çıkarız. Sedat Peker, yakalanınca bizi kendi koğuşuna aldıracakmış. En büyük biz olacaz, paranın da herşeyin de iyisini yapacaz. Halaoğlu bu saatten sonra bize bu gider."

Selim Akkurt'un Zafer Polat ile yaptığı telefon konuşmasında bir patlama eylemi yaptıklarını, konuyla ilgili konuşmaları nedeniyle telefon numaralarını değiştirdiklerini söylediği anlatılıyor. Zafer Polat'ın ise "Sen git o DTP'nin başkanını öldür, ben de gidim ha o Diyarbakır belediye başkanını. Kardaş biz de gidip yatak, ne edek." dediği belirtiliyor.

Muhammet Yüce'nin, Selim Akkurt ile yaptığı telefon konuşmasında Orhan Pamuk cinayeti ile ilgili konuştukları Albaydan bir daha haber gelmediğini belirterek Veli Küçük'ün telefonunu temin etmesini istediği anlatılıyor.

Mehmet Fikri Karadağ'ın, kendisini telefonla arayan Mehmet Yüce'ye, "Oğlum ben seni arayacam dedim başka numaradan. Bu telefondan aradın, bütün planı bozdun. Ben seni ararım evlat, onların şeyini alırız, o telefondan tamam. Telefonlarını alırız çocukların.." dediği ifade ediliyor.

TELEFON KONUŞMALARINDA MAKSİMUM GİZLİLİK İSTENİYOR

Telefon kayıtları dinlenen kişilerin, sık sık telefon numaralarını değiştirdikleri, yanlış telefonla birbirlerini aradıklarında uyardıkları, çoğu zaman isim telafuz edilmemesini istedikleri ve bunların nedeninin de telefonlarının dinlenmesi olduğunu söyledikleri belirtiliyor.

İddianamede Mehmet Fikri Karadağ ile Oğuz Alpaslan Abdülkadir'in Kadıköy Beşiktaş İDO iskelesi önünde buluştukları, beraber feribota bindikleri, sonra da Şişli 35. Noterinin ofisi olarak kullandığı yazıhaneye gittikleri anlatılıyor.

İddianamede "Coşkun Çalık, Muhammet Yüce'nin daha önce Ahmet Türk'ü öldürme teklifinde bulunduğunu, ancak PKK'nın ailelerine zarar verebileceğini düşündüklerinden vazgeçtiklerini, daha sonra da Mehmet Fikri Karadağ'ın, Muhammet'e Orhan Pamuk'u öldürmeyi teklif ettiğini, Osman Baydemir hakkında da aynı şeylerin geliştiğini, Orhan Pamuk'a suikazt eylemini planladıklarını, eylemde tetiği Halil (kod) Selim Akkurt'un çekeceğini, kendisi ile Ayhan Çelik'in gözetleyici olacağını, Muhammet Yüce'nin şoför olacağını, Muhammet Yüce ile aralarındaki mesajlarda Fuci olarak geçen kişininFuci (kod) Ayhan Çelik olduğunu ve bu kişiyi Selim Akkurt'un akrabası olarak bildiğini söylemiştir." deniliyor.

"ÜLKEDE SAVAŞ ÇIKSIN, KARMAŞADA BİZ DE BANKALARI SOYAK"

Bahsedilen telefon konuşmalarından sonra Ergenekon terör örgütünün Kuvai Milliye Derneğindeki yapılanmasının Orhan Pamuk, Fehmi Koru, Ahmet Türk, Osman Baydemir veya Sebahat Tuncel'in öldürülmesi konusunda plan yaptığının sabit olduğu ve gerçekleşmesi halinde terör eylemi niteliğinde bulunacağı ifade ediliyor. Plana dahil edilen kişilerin hedefteki kişilerle herhangi bir husumetlerinin bulunmadığı ancak provakatif bir terör eylemi olacağını bildikleri anlatılıyor. Muhammet Yüce'nin, Coşkun Çalık ile yaptığı telefon konuşmasında, "İyi belki çıkar da kurtarak a... k...savaş çıkar da o kuyumcuları soyak o adamları. Valla banka mankalara girek, belki millet savaş telaşına düşer a... k..., yaralı, ölü biz de gidek .bankaları soyarık a... k... Benim derdim o. Yoksa ne s... ben Türkiye'yi a... koyim he." dediği ifade ediliyor. Bu kişilerin, yapmayı planladıkları eylemlerin gerçekleşmesi halinde ülkenin nasıl bir hale geleceğini öngördüklerini, yakalanmayı baştan göze aldıkları, yakalanmamaları halinde ise ülkede çıkacak karışıklıktan menfaat sağlamayı planladıklarının anlaşıldığı belirtildi.

"LOBİ" BELGESİNDE NELER VAR?

"Lobi" adı verilen örgüt belgesinde "Eleman profili" alt başlığında şunların yazılı olduğu ifade ediliyor; "Gereğinde her türlü elemanın profilinden yararlanılmasından kaçınılmamalıdır. Özellikle sistemle barışık olmayan, aradığını bulamamış yapıdaki kişiler seçilmelidir." deniliyor. Muhammet Yüce'den eylemler için bu tarz kişileri bulmasının istendiği açıklanıyor. Mehmet Fikri Karadağ tarafından siyasi, yazar ya da ülkede tanınan kişilere yönelik suikastlar için verileceği vaadedilen paranın Ergenekon Terör Örgütünün "Lobi" yapılanması tarafından karşılanacağının anlaşıldığı ifade ediliyor. 



ergenekon-iddianeme.jpg



Bu haberin geldigi yer: AJANS DOGU
http://www.ajansdogu.com

Bu haber icin adres:
http://www.ajansdogu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=6181