Warning: ob_start() [ref.outcontrol]: output handler 'ob_gzhandler' cannot be used twice in /home/ajansd/public_html/mainfile.php on line 99
AJANS DOGU - Erdoğan Önce Evin İçini Düzeltsin


Erdoğan Önce Evin İçini Düzeltsin
Tarih: 13.05.2008 Saat: 15:48
Konu: Manşet Haber




(AJANSDOĞU) - Hükümetin Kürt sorunu konusundaki politikasını eleştiren DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, Kürt sorununun 'teslim olun' çağrıları ile çözülmediğini belirterek, 'Şimdi bir kere 'Eve dönüş' çağrısı yaparken öncelikle o evin içini bir düzeltsin' dedi.

DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, partisinin grup toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi. Anneler Günü'nü değerlendiren Türk, günün barış ve demokrasiye vesile olmasını diledi. 'Bu kadar kan-gözyaşı içerisinde bu günü nasıl kutlayacağımı da durmadan düşünüyorum' diyen Türk, 'Maalesef, annelerin durmadan ağıt yaktığı bir coğrafyada yaşıyoruz. Böyle bir atmosferde nasıl anneler günü kutlayacağız? Analarımıza ne diyeceğiz? Onlara barış mı hediye ediyoruz, onlara kardeşlik mi hediye ediyoruz? Onlara, verdikleri eşsiz emeklere karşı nasıl bir armağan veriyoruz ki, günlerini kutlayacağız? Tabi, her yıl bütün diğer özel günler gibi, Anneler Günü de adeta bir rant gününe çevriliyor' dedi. Türk, annelere barış ve kardeşliğin hediye edilmesi için Kürt sorununun silahsız, demokratik bir şekilde çözülmesini istedi.

Federal Kürdistan Bölgesi'ne yaptıkları ziyareti değerlendiren Türk, hükümetin sorunun çözümü için kapı kapı dolaştığını, Kürtlerle diyalog kurmadığını söyledi. Iraklı Kürtlerle ilişki geliştirilmesinin olumlu olduğuna dikkat çeken Türk, 'Görüşmelerde, Kürt sorunu, Ortadoğu sorunu ve yapılacak ortak stratejiler üzerinde durduk. Türkiye Irak ilişkilerinde Kürtlerden saklanmak istenen gizli gündemleri dile getirdik. Oraya giderken halkımız adına gittik. Halkımız Irak Kürtleri ile Türkiye arasındaki dostane ilişkilerden çok memnun. Ama halkımız, endişe duymaktadır. Gizli gündemlerden endişe duymaktadır. Halkımızın bakışını düşüncesini ifade etmek için gittik ve gereken formülleri tartıştık. Başbakan'ın görüşmeler sonrasında yaptığı açıklama endişelerin doğmasına neden oldu' dedi.

'DOSTLUĞA DAYANAN DİYALOGDAN YANAYIZ'

İç barış kadar Türkiye'nin komşularıyla da diyaloga ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Türk, 'Ne yazık ki; Türkiye yıllardır aşamadığı ikilemleri nedeniyle sadece kendi içindeki dinamiklere karşı yabancılaşmadı, aynı zamanda dışındaki bölgesel dinamiklere de yabancılaştı ve uzaklaştı' diye konuştu. Türkiye'nin yeni yeni Kürtlerle ilişki arayışına girdiğini vurgulayan Türk, bunu önemsediklerini ve ilişkinin daha kalıcı ve uzun vadeli olmasını isteyerek, 'Dar dış politika çıkarlarına dayanan dönemsel ilişkilerin ülkemize ve halklarımıza bir şey kazandırmayacağı gerçeğinden hareketle Türkiye'nin Kürtlerle diyaloğunun da dönemsel değil, daha uzun vadeli ve kalıcı dostluğa dayanan kucaklayıcı bir temelde gelişmesinden yanayız' dedi.

Türkiye'nin Kürt yönetimi ile başlattığı diyalogun Kürt fobisini aşmaya katkı sağlayacağına inandıklarını ifade eden Türk, bu temelde yaratılacak barışçıl atmosferin Kürt sorununun çözümüne katkı sunacağına inandığını söyledi. Türk, bu ilişkinin çatışmaları sona erdirmede fırsata dönüşebileceğini, bunun da Türkiye'de demokrasinin yolunu açacağını söyledi. Türkiye'nin 1990'lı yıllardan kalan 'Kürtleri çatıştırma politikasını' hatırlatan Türk, 'Son dönemlerdeki mesajlar ve açıklamalara bakıldığında bu kaygımızı haklı çıkaracak işaretler bulunmuyor değil. Biz Irak'taki temaslarımız sırasında da Türkiye Kürtlerinin bu yönlü kaygısını ilgili muhataplarımızla paylaştık' dedi. Kürtler arası birliğe dikkat çeken Türk, ilgili çevrelere, 'Geçmişteki hatalara bir kez daha düşülmemeli' çağrısında bulundu.

'KANI DURDURMAK ERDOĞAN'IN ELİNDE'

Çatışmalarda hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dileyen Türk, hükümetin operasyon ısrarı, diyaloga kapalı ve savaştan medet uman tutumun kan akmasına neden olduğunu dile dile getirdi. 'Hükümetten beklenen şey başkalarının evlatlarını askere alıp onların canı, kanı üzerinden politika yapmak yerine, barışçıl bir çözüm siyaseti oluşturarak öncelikle akan kanı durdurmaktır' diyen Türk şunları söyledi:

'Hükümet bunu yapmak yerine tam anlamıyla kan siyaseti yürüterek ülkeyi gerilimde tutmayı ve böylesi bir ortamda kendisini gizlemeyi, yaptığı hataları unutturmayı hesaplamaktadır. Bu kadar barış çağrılarına, barış girişimlerine yanıt vermeyen Başbakan, bu gencecik insanların ölümü nedeniyle siyasi sorumluluk sahibidir. Bu kanı durdurmak Başbakan'ın ve hükümetinin elindedir. Halkın talebi ve özlemi çatışmaların yaşanmadığı, ölümlerin olmadığı huzurlu bir ülkedir. Hükümet artık militarist yöntemleri bir kenara bırakarak bir an önce çatışmaların durduğu ve silahların konuşmadığı bir ortamı tesis etmelidir. Her şeye rağmen barışçıl bir ortamı yaratmak halen mümkündür. Başbakan'a açık çağrı yapıyorum, bu gencecik bedenleri toprağa vermek hepimize acı veriyorsa o halde gelin barış için ortak çabalar ve ortak çalışmalar yürütelim. Eğer bunu yapacak niyetiniz veya cesaretiniz yoksa ölümlerden sorumlu olmaya devam edeceğinizi ve halkın iki elinin yakanızda olacağını bilmenizi isteriz.'

'DEVLET 20 YILDIR TESLİMETTEN MEDET UMUYOR'

Sorunun çözümü için İspanya, İngiltere örneğini veren, Filistin ve Irak'taki çatışmaların sorunu çözmediğine işaret eden Türk, 'Başarı, cesur demokratik adımları atabilmektedir Sayın Başbakan! Sizin takipçisi olduğunuz geçmiş hükümetler de aynı nutukları attı. Halkın karşısına çıkıp, 'Başardık, kökünü kazıdık' dediler. Peki ne oldu? Sorun çözüldü mü? 30 bin insan gitti bu savaşta. Kim kazandı? Bunların hesabının verilmesi gerekir. Toplumun, kamuoyunun bunu sorgulaması gerekir' dedi. Başbakan Erdoğan'ın 'eve dönün' çağrısını değerlendiren Türk, 20 yıldır 'teslim olun' çağrılarının yapıldığını kaydetti.

3-5 kişinin teslim olması ile sorunun çözülmeyeceğine dikkat çeken Türk, 'Şimdi bir kere 'Eve dönüş' çağrısı yaparken öncelikle o evin içini bir düzeltmeniz gerekmez mi? Evin içi bu haldeyken kim döner? Şimdiye kadar kim döndü? Sorun 3-5 kişinin gelmesi veya af ilan edilmesi sorunu değil.
PKK, Kürt sorununun bir sonucudur. Nedeni değildir. Eğer evin içini düzelterek, Kürt sorununu çözmezseniz, bir PKK gider, başka bir PKK doğar. Tarihin sayfalarına şöyle dönüp bir bakın! Bir birini izleyen 28 isyan bu bozuk evin içinden doğmadı mı?' diye konuştu. Dağdakilerin dönmesi için demokratik katılım sürecinin başlatılması çağrısında bulunan Türk, devletin de 'Ben babayım döverim' anlayışından vazgeçerek, evlatlarını kucaklaması gerektiğini söyledi.

Bölgedeki kuraklık sorunu da değerlendiren Türk, dünyadaki doğal felaketlere dikkat çekerek, Türkiye'de çok ciddi bir kuraklık yaşandığını söyledi. Hükümetin tarım politikalarını eleştiren Türk, destekleme kredilerin durdurulduğunu, gübre, mazot desteklerinin asgariye indirildiğini ifade ederek şunları dile getirdi:

'Şu anda tam bir tarım ve gıda krizi var Türkiye'de. Özellikle bölgede bu bir afet halini almış durumda. Fakat maalesef hükümet, 'bütün dünyada gıda krizi var' diyerek bu durumu geçiştirmeye çalışıyor. Doğrudur, dünya küresel ısınma ile karşı karşıya. Üstelik geri dönüşü olmayan bir kuraklık durumu var. Küresel ısınmaya yol açan, vahşi kapitalist politikalardır. Bunu artık bütün dünya biliyor. Peki, madem ki bu tespiti yapıyorsun, ülkedeki kuraklık felaketini küresel ısınmaya bağlıyorsun, niye Kyoto Anlaşması'nı imzalamıyorsun? Bari bu vesileyle, bu antlaşmayı imzala da, hiç olmazsa yaptığın siyasetin altını doldur!' Kuraklığın yaşandığı bölgenin 'Afet Bölgesi' ilan edilmesini isteyen Türk, çiftçilerin zararlarının tespit edilerek ödenmesi çağrısında bulundu.

(gundem)

http://www.ajansdogu.com



turk-erdogan-acikalam-evini-1.jpg



Bu haberin geldigi yer: AJANS DOGU
http://www.ajansdogu.com

Bu haber icin adres:
http://www.ajansdogu.com/modules.php?name=News&file=article&sid=4729