
AJANSDOĞU (AJANSDOĞU) - DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, grup toplantısında yaptığı konuşmada, Kürt sorununun bombalarla çözülemeyeceğini, bununla ancak militarizmin güçleneceğini ve demokrasinin kaybedeceğini belirterek, "Demokrasi kaybedince herkes kaybeder. Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlara müsaade etmemeliyiz. Meclis iradesine bu tavır yakışır. Meclis'i Kürt meselesini çözmek için siyasi irade ortaya çıkarmaya davet ediyorum. Bu Meclis'in önünde duran görevler bunlardır" dedi.
DTP Grup Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, DTP Eşbaşkanı Nurettin Demirtaş'ın dün başlayan duruşmasını hatırlatarak, Demirtaş'ın serbest bırakılmasını umut ettiklerini belirterek konuşmasına başladı. 15 yıl önce hayatını kaybeden 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ı anarak konuşmasına devam eden Türk, Özal'ın vizyonu ve değerlendirmeleriyle Türkiye'de bir çığır açmış siyaset adamı olduğunu belirterek, Özal'ın demokratik Cumhuriyet'in adımlarını atmaya çalıştığını belirtti. Özal'ın Kürt sorununu demokratik, çoğulcu bir şekilde çözmeye yöneldiğini dile getiren Türk, Özal'ın bütün çabasını Kürt sorununa adadığını söyledi. Özal'ın ölümünde ortaya çıkması gereken sır perdesinin, bugüne kadar açılmamış, tartışılmamış olmasının Türkiye açısından düşünülmesi gereken bir durum olduğunun altını çizen Türk, "Kürt sorunu ile ilgili tartışmaların birden bire kesilmiş olması çok anlamlıdır. 15 yıl sonraya baktığımızda kaybettiğimiz, sorunun çözümü Özal'ın işaret ettiği diyalog ve uzlaşıdır" dedi.
'Meclis'in idaresini kıran bir süreçle karşı karşıyayız'
23 Nisan Çocuk Bayramı ve Meclis'in 88. açılış yıldönümüne değinen Türk, Meclis'in açılışında, birliği, bütünlüğüyle, kardeşliğiyle, demokrasinin özgür, çiçeği burnunda toplulukların demokrasiyi oturttuğunu, farklılıkları içerisinde barındırdığını söyledi. Türk, şimdi yapılması Meclis'i yeniden başlangıç yoluna sokmak olduğunu dile getirerek, "Başta hükümet olmak üzere, demokratik zihniyete bağlı bütün çevrelere grubum adına Meclis'i öze dönüşe çağırıyorum. Bu demokrasi, çoğulculuk ve özgürlük çağrısıdır. Mustafa Kemal ve Meclis'in kurucularının adadığı bu anlamlı günü demokrasi yolu yapmanın yolu açıktır" şeklinde konuştu. Tüm çocukların 23 Nisan Bayramı'nı kutlayan Türk, "Barış içinde bir dünya bırakalım çocuklara" dedi. Madalyonun iki yüzünün de aynı olmadığını belirten Türk, "Bir yandan 88. yılı kutlarken, diğer yandan Meclis'in idaresini kıran bir süreçle karşı karşıyayız. Anayasa Mahkemesi 46. kuruluş yıldönümü nedeniyle Meclis'te grubu bulunan 4 partiden 3'ünü davet ediyor. DTP'yi davet etmiyor. Hangi mantıkla, akılla yapıyor anlamak mümkün değil. Militarist zihniyetin bizi davet etmemesini bir yerde anlayabiliyoruz, peki ya hukuk, adaletin bu tavrını nasıl bir mantıkla nasıl izah edeceğiz" şeklinde konuştu.
'Vedat Aydın'a hiçbir savcı güç 'terörist' diyemez'
DTP'li 52 Belediye Başkanı'na Roj TV'nin kapatılmaması için Danimarka Başbakan'ına gönderdiği mektup nedeniyle ceza almasına değinen Türk, belediye başkanlarının, Avrupa'ya mülteci etmiş Türkiye vatandaşlarının kendi dilinde kurduğu televizyonunun kapatılmamasını istediğini söyledi. Türk, Newroz kutlamalarının ardından başlatılan gözaltı, tutuklama furyasına dikkat çekerek, "Grup Başkan Vekilime gönderilen fezlekede, ilk şehidimiz, bizim için değerli olan Vedat Aydın'ı 'terörist' ilan eden yargı kararı veriliyor. Demokrasi şehidine, hiçbir savcı, güç 'terörist' diyemez. Buna karşı çıkmak lazım. Meclis'in onuru için. Hangi parti olursa olsun. Bütün üyelerin demokratik refleks, tavır göstermesi gerekmektedir" dedi.
Meclis'e siyasi irade ortaya çıkarması çağrısı
Kürt sorununun bombalarla çözülmeyeceğini, bununla ancak militarizmin güçleneceğini ve demokrasinin kaybedeceğine vurgu yapan Türk, "Demokrasi kaybedince herkes kaybeder. Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlara müsaade etmemeliyiz. Meclis iradesine bu tavır yakışır. Meclis'i Kürt meselesini çözmek için siyasi irade ortaya çıkarmaya davet ediyorum. Bu Meclis'in önünde duran görevler bunlardır" diye kaydetti.
'301. maddesinin uygulanmasında bir şey değişmeyecektir'
TCK'nın 301. maddesinde yapılan değişikliklere de değinen Türk, şunları kaydetti:
Gündemde Türkiye'nin utanç abidelerinden olan 301. madde ile ilgili değişiklik var. Geçen toplantımızda da düşüncelerimizi yansıtmıştık. Ama çok önemsediğimiz konu olduğu için tekrar ifade etmek istiyorum. Değişiklik teklifi Adalet Komisyonu'nda kabul edildi. Değişikliğe baktığımızda tam bir komedi. Soruşturma yetkisi Adalet Bakanlığı'na bırakıldı. Yargılamalar bitecek mi? Hayır. Yasada ciddiye alınır bir değişiklik olmadığı için, uygulamada değişmeyecektir. AKP sadece bu maddeyi açarak göz boyamaya çalışıyor. Yapılanların hepsi bu. Peki AB bunu mu istiyordu? Hayır. Peki kimi kandıracaksınız? Siz ancak kendinizi kandırırsınız. Bir başkasını bu mantıkla anlayışla kandıramazsınız."
'Ergenekoncular 301. maddeden güç alıyor'
Türkiye'de makyajlarla demokrasinin kalıcı hale getirileceğine inanıldığını dile getiren Türk, 301. maddenin, AK Parti'nin demokrasiyle kurduğu bağın ne kadar saygın olduğunu gösterdiğini belirtti. Türk, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a atfen şunları kaydetti:
"Hem millet iradesinden söz edeceksin sonra en ufak bir adım atmayacaksınız. Ergenekoncuların güç aldığı kaynaklardan biri de 301 değil mi? Bu madde etrafında geliştirilen milliyetçi, şoven anlayış seni hedef almadı mı? Ama sende bununla mücadele edecek güç yok. Sende şoven damarlardan besleniyorsun. Besin kaynağın demokrasi, adalet, evrensel hukuk adalet değil. Şiir okuyan hapse düşen sen değil miydin? Bir dönem devletin tokadını yiyen biri olarak 'fırsat bu fırsat' diyorsun. İşte senin demokratlığın bu kadardır."
'Geçmişin karanlığını 301 ile örtemezsin'
Türkiye'nin karanlık geçmişinin aydınlığa kavuşturulmasından korkulduğunu dile getiren Türk, "Güneş balçıkla sıvanmaz. Geçmişleri 301 ile örtemezsin. Geçmişle yüzleşilirse bu maddeye ihtiyaç kalmaz. Türkiye'nin de buna ihtiyacı kalmaz. DTP olarak 301 safsatasına karşı tavrımız açık nettir. Derhal bu madde kaldırılmalıdır. Düşünce özgürlüğü açısından yeterli olacağını düşünmüyorum. Düşünceleri ifade önünde TCK'da bir dizi madde var. Bunların da kaldırılması gerekiyor. Bu maddelerin tamamı bu ülkede Kürt sorunu ile ilgili ifadeleri yargı kapsamına alıyor. 'Kürt sorunu savaşla çözülmez' dediğiniz zaman bu maddelerden biri devreye giriyor. Hakkınızda hazırlanan fezlekelerin tamamı bu maddelerle ilgilidir. Türkiye'nin ilerlemesini engelleyen zihniyet bu zihniyettir. Göstermelik demokrasi" şeklinde konuştu.
'Siyaset çatışma aracı haline dönüştürülüyor'
Erdoğan'ın son günlerde siyasetin bir çözüm gücü olduğunu dile getirmeye başladığını belirten Türk, şunları belirtti:
"Bu sevindirici bir gelişme. Başbakan 'siyaseti sorunun çözme yeri, sorunların tartışılma zemini olmaktan çıkarma bir ülkeye yapılan en büyük ihanettir' diyor. Doğru söylüyorsun. Bu söylemlerine ne kadar uyuyorsun. Senin siyasete bakış açın bu gerçeklikle ne kadar örtüşüyor. Hiç iğneyi kendine batırdın mı? Hayır. Demokrasinin olduğu ülkelerde sorunlar siyasetle çözülür. Gerçekten çözümü esas alan siyaset yapıyor muyuz? Ne yazık ki buna evet diyemeyeceğiz. Bir başkası milliyetçi, şovenizmden besleniyor. Bir diğeri dini siyasete alet ediyor. Muhalif olanlar ise zaman zaman şiddet kullanılarak kıstırılıyor. Böyle olunca siyaset çatışma aracı haline dönüştürülüyor. Yıllardır çözülmeyen Kürt sorunu bundan kaynaklanıyor. Başbakan bizimle görüşmüyor. Bunu siyaset adına yapıyor. Hadi bizimle görüşmediniz, görüşmek istemediniz, peki kendin bir siyaset geliştirebiliyor musun? Sorunu askere havale ederek sorunun içinden sıyrılıyorsun. Biz buna siyaset diyebilir miyiz? Şimdi Sayın Başbakan kendi eliyle bu siyaseti çürütmüş, çözüm yeri olmaktan çıkarmış olmuyor musun? Sayın Başbakan aynaya bakmanız gerekecek, kendinizi göreceksiniz. Sizden önceki siyasetçilerde aynısını yaptı. Sonra da hepsi siyasetsizliklerinin bedelini birer birer ödedi. Siz de bu mantığı sürdürürseniz aynı akıbetten kurtulamayacaksınız. Demokrasi ve Türkiye için bir tavsiyedir."
'Türkiye ekonomik krizden etkilenen ülkelerin başında geliyor'
Türkiye'de yaşayan 73 milyonunu yaşamını ilgilendiren temel gıda maddelerindeki kısmi yükselişin, küresel ısınma ve bunun beraberinde getirdiği kuraklığın fiyatların yükselmesine neden olduğunu dile getiren Türk, "Türkiye bu krizden etkilenen ülkelerin başında geliyor. Pirinç taban yaptı. Türkiye son yıllarda hububat ürünlerinden ithalat bağımlısı ülke haline geldi. Türkiye şu an 15 ülkeden yıllık ortalama 200 bin ton pirinç ithal ediyor. İthalatta en bağımlı olduğumuz ülke ABD. ABD'ye, IMF'ye bağlı olunca doğal olarak mercimek, pirinç ABD'ye bağımlı oluyor. İhracatta ülkemizin geldiği noktaya bakınca ne acı durumda olduğunu çok açık ortaya çıkıyor" dedi.
'Üretici üretemez hale geldi'
Son yıllarda ekonomik krizden etkilenen çiftçilerin, üreticilerin durumunun gün geçtikte daha da kötü duruma geldiğini dile getiren Türk, "AKP Hükümeti dışa bağımlılığı daha da arttırdı. Üreticiler kan ağlıyor. Anadolu'ya şöyle bir açılın çiftçiye üreticiye dokunun bin ah işitirsiniz. Çünkü verdiklerinin karşılığını alamıyorlar. Alım gücü azaldı böyle olunca üretici artık üretemez hale geldi. Bu hükümet döneminde, üretici sermayeye boğdurulmaya çalışılıyor. Gayri safi milli hasıla yüzde 1'in altında olunca tarıma ancak destek veriliyor. Tarımsal özelleştirmelerle, çok uluslu şirketlerin piyasaya girmesiyle üreticilerin sömürüldüğü yeni bir dönem başladı" dedi.
'Ekonomik krizde vurgun yapanlar karşısında yaprak kıpırdamıyor'
Bir taraftan bu acı tablonun yaşandığını diğer taraftan ise vurgun üstüne vurgun yapıldığını dile getiren Türk, şunları ifade etti: "TMO'da depolanan çeltik satışında kimler vurgun yapıyor? Ortaya atılan iddialarda bakanın oğlunun adı geçiyor. Söz konusu bakanın oğluyla adı geçen ithalatçı firmaya en büyük payın verildiği iddia ediliyor. Şimdi böyle bir durum başka bir ülkede yaşanmış olsaydı kıyametler kopardı. Türkiye'de yaprak bile kıpırdamıyor. Toplum açlıkla karşı karşıya iken 'bundan nasıl rant sağlarım' hesabı yapılıyor. Bu hesabı yapan ülkenin maliyesi, yöneticisi olan bir bakanın oğlu olunca bu gerçekten üzerinde çok ciddi tartışılması düşünülmesi gereken bir durum olarak gündeme oturması gerekiyor."
'1 Mayıs'ta Taksim'de işçilerle kol kola olacağız'
DTP olarak, direnişin, hak arama mücadelesinin adı olan 1 Mayıs'ta işçilerin, emekçilerin yanında olacaklarını dile getiren Türk, "Öyle birilerinin sandığı gibi 1 Mayıs bahar bayramı değildir. 10 binlerce işçinin açlığa, yoksulluğa, sömürüye başkaldırdığı önemli bir gündür. 1 Mayıs'ı bu şekilde algılıyoruz ve biz 1 Mayıs'ın anlamına uygun bir biçimde Taksim'de kutlanmasından yanayız. 1 Mayıs dünyanın bir çok ülkesinde resmi tatildir. Bakanlar Kurulu'nda 1 Mayıs'ın resmi tatil olmayacağı açıklandı, işçi emekçi karşıtı bir hükümetten zaten fazla bir beklentimiz yok. 1977 yılında işçi emekçilerimizin üzerine sıkılan kurşunlara sahne olan Taksim demokrasi, adalet, barışın alanı olmalı. Bu konuda sendikalarımızın, işçilerimizin, emekçilerimizin yanındayız. İşçilerle kol kola yürüyeceğiz" dedi.
(diha)
http://www.ajansdogu.com